HUZUR O KADAR ZOR MU?
Çok değişik bir devirde yaşıyoruz. Beden kullanma yazılımlarımız birisi tarafından hızlı yaşama programına getirilmiş gibi. Gittikçe daha da hızlanıyoruz. Yaşam neredeyse bir koşuşturmaca haline geldi...
Aslında hızlı yaşamak ve üretken olmak çok güzel ama dengeleri fazla zorlamamak gerek. Çünkü insanın belirli bir sürat ve stres kaldırma kapasitesi var. Eğer bu kırmızı çizgileri çok geçmeye başlarsanız bilin ki doğa bir dengeleme yaparak sizi durdurur veya daha da kötüsü hastalık kapıları açılmaya başlar. Bu yaşam tarzının sonucu olarak özellikle büyük şehirlerde yaşayan insanlar son dönemde ciddi bir şekilde ruhen yorgun düştüler.
Sadece depresyonda değil, diğer ruhsal hastalıklarda da ciddi bir artış var. Ayrıca ruhsal sorunların bedene de yansıdığı gözlemleniyor. Aslında derine inildiğinde migren, uykusuzluk, kas spazmları, cinsel yetersizlik, kulunç, bağışıklık sistemi bozuklukları, sedef, kurdeşen, kolit gibi birçok hastalıkta ana neden olarak hep ruhsal sorunlar karşımıza çıkar.
Evrende her şey bir enerji dengesi üzerine kurulmuştur. Yaşamımızda pozitif diye adlandırdığımız olaylar daha fazla, negatif diye adlandırdığımız olaylar daha az ise mutlu, sağlıklı oluruz. Tersine yaşamımızda olumsuzluklar daha fazla ise mutsuz ve sağlıksız olma olasılığımız daha fazladır.
Mutlu musunuz, mutsuz mu?
Aşağıdaki gruplardan hangisi size daha uyumlu?
a- Neşe, kahkaha, güzel iştah, hoşsohbet, iltifat alma, derin dinlendirici uyku, güzel rüyalar, kucaklaşacak-sarılacak dostlar, akrabalar veya eş-sevgili, düzenli ye sağlıklı zevk alınan cinsel yaşam, lezzetli yemekler, yeterince boş zamana sahip olmak, yılda iki kez keyifli tatil imkânı.
b- Psikolojik veya fiziksel baskıya maruz kalma, uykusuzluk, kötü beslenme, olmayan veya sağlıksız cinsel yaşam, sıkıntıları paylaşacak dostların olmayışı, aşırı tembellik ve hareketsizlik, geçim sıkıntısı, doğal afetlere maruz kalma, karşılıksız aşk, mutsuz iş ortamı, hakarete uğrama.
Aslında huzur hepimizin sürekli arayış içerisinde olduğu, istediği bir kavram. Özellikle büyük şehrin stresli yaşantısında insanlar o kadar dışa dönük yaşıyorlar ki kendi özlerini, iç dünyalarını unutuyorlar. Sonunda ise ortaya hep arayış içerisindeki yorgun ve hasta insanlar çıkıyor. Yapılan bazı araştırmalarda birbirlerini seven kişilerin birbirlerini okşamasının veya sarılmasının vücutta pek çok olumsuzluğu dengelediğini ve bu kişilerin kendilerini daha iyi hissetmelerini sağladığı saptanmış.
Bu konuda belki de hayvanlar bizden daha ileriler. Özellikle at, kedi, köpek, muhabbet-kuşu gibi insana yakın hayvanlar konuşmayı bilmedikleri halde çıkardıkları seslerle veya hareketlerle sevgi isteklerini ve okşanma taleplerini bize iletirler. Hangi insanoğlu sevgiyle kendisine yaklaşan sevimli bir canlıyı reddedebilir ki? Bir köpeği okşamaya başladığınız zaman hemen size sevgi dolu gözlerle bakacaktır veya bir kediye sevgi gösterdiğiniz zaman hemen gevşeyip mırıldanmaya başlayacaktır.
Aslında sadece hayvanlar âleminde değil, bitkiler âleminde bile sevgiyle iletişim çok önemlidir. Bugün çiçek yetiştiren pek çok kişi bilir ki çiçekleri sevgiyle, özenle iletişim kurarak sularsanız ve bakarsanız o çiçek daha sağlıklı büyür. Peki insan olarak biz bu gezegendeki canlılardan çok mu farklıyız? Aslında kesinlikle hayır. Fakat gittikçe aşırı maddeselleşen ve dışa dönük bir yaşam bizim kendi iç dünyamızın ihtiyaçlarını sürekli geri plana atmamıza neden oluyor.
Ama sonuç olarak kendi iç dünyasına yatırım yapmadan maddesel başarı elde eden insanlarda o parayı elde etse bile derin bir mutluluk ortaya çıkamıyor. Demek ki yaşam hem maddesel hedefler ve zevkler hem de iç ve manevi mutluluk dengesi üzerine kurulmalı.
HUZURUNUZU ARTIRMANIZ İÇİN BAZI ÖNERİLER.
1- Çocuklarınıza, anne ve babanıza, özel dostlarınıza ve sizi ruhen besleyen tüm yakınlarınıza daha çok zaman ayırın. Hiç zamanım yok daha sonra ararım bahanesinin ardına saklanmayın.
2- Çevrenizdeki hak ettiğini düşündüğünüz insanlara daha çok iltifat edin ve onları size karşı motive edin.
3- Gün içerisinde çok bunaldığınız dönemlerde hiç olmazsa kısa bir süre için bir mola verin ve içe dönün. Unutmayın, bazen kötü giden bir maçta alınacak bir mola sonrası maçın gidişi değişebilir. Kişinin biriken stresini atması için belli aralıklarla kendi özüyle temas kurması çok önemlidir.
Bu sizin inancınıza veya sosyal yapınıza göre meditasyon, Reiki, evrensel enerji, dini ritüeller gibi çok çeşitli yöntemler olabilir. Burada önemli olan sizin içe dönmeniz, dikkatinizin dış dünyadan kendi benliğinize dönmesidir. Bu dönemleri adeta şarjı bitmek üzere olan cep telefonunuzu tekrar şarja takma olarak görün. Unutmayın, nasıl ki cep telefonunuzu şarj etmeden kullanamıyorsanız, kendinizi de sürekli dışa dönük ve enerji harcar bir halde kullanamazsınız.
4- Eğer bu yöntemlerden hiçbirini uygulamıyorsanız veya herhangi bir inanışa sahip değilseniz, o zaman kendinize bir 10 dakika ayırın, sessizce içe dönüp gözlerinizi kapayarak, burundan nefes alıp ağızdan yavaşça vererek tüm kaslarınızın yukarıdan aşağıya doğru gevşediğini hissedin. Bu esnada kendinizi, huzur bulacağınız bir anın veya olayın içinde hayal edin.
Örneğin; güneş batmakta iken siz ayaklarınızı deniz kenarında dalgalara vermiş, keyifle oturuyorsunuz ve yüzünüze denizden ılık bir meltem esiyor veya bir şelalenin kenarındasınız, yemyeşil ağaçlar çevrenizde ve öten kuş sesleri suyun sesine karışıyor... Sadece sizi çok mutlu edeceğini düşündüğünüz huzur dolu bir anı imgeleyin, o anın içerisine kendinizi koyun ve içinizde olumlu ve ılık bir enerjinin aktığını hissetmeye çalışın.
5- Sarı Kantaron hapları (St. John's Wort) çok sıkıntılı ve yoğun kış aylarında ruhsal olarak kendinizi daha iyi hissetmenize yardımcı olabilir. Doktorunuza danışarak kullanabilirsiniz. Ayrıca valerian, melisa,jentiyan, şerbetçiotu gibi rahatlatıcı bitkilerin ve çayların da sıkıntınızı azaltmaya ve huzur bulmanıza yardımı olabilir.
6- İnsanı uyaran korku filmleri, aşırı acı, koyu kahve, çok ağır yiyecekler, sinirleri tırmandıran gereksiz tartışma ve kavgalardan ise mümkün olduğunca kaçının. Unutmayın sürekli sinir harplerinden ve kavgalardan kazanan çıkmaz, her iki tarafın da sinir sistemi zarar görür ve huzur ortamdan uzaklaşır.
7- güneşli ve karanlık günler de insanın kendini daha depresif hissetmesini sağlayabilir. Fırsat buldukça sık sık güneş ışığı almaya çalışın ve aydınlık ortamları tercih edin.
Dr. Ender SARAÇ
Aslında hızlı yaşamak ve üretken olmak çok güzel ama dengeleri fazla zorlamamak gerek. Çünkü insanın belirli bir sürat ve stres kaldırma kapasitesi var. Eğer bu kırmızı çizgileri çok geçmeye başlarsanız bilin ki doğa bir dengeleme yaparak sizi durdurur veya daha da kötüsü hastalık kapıları açılmaya başlar. Bu yaşam tarzının sonucu olarak özellikle büyük şehirlerde yaşayan insanlar son dönemde ciddi bir şekilde ruhen yorgun düştüler.
Sadece depresyonda değil, diğer ruhsal hastalıklarda da ciddi bir artış var. Ayrıca ruhsal sorunların bedene de yansıdığı gözlemleniyor. Aslında derine inildiğinde migren, uykusuzluk, kas spazmları, cinsel yetersizlik, kulunç, bağışıklık sistemi bozuklukları, sedef, kurdeşen, kolit gibi birçok hastalıkta ana neden olarak hep ruhsal sorunlar karşımıza çıkar.
Evrende her şey bir enerji dengesi üzerine kurulmuştur. Yaşamımızda pozitif diye adlandırdığımız olaylar daha fazla, negatif diye adlandırdığımız olaylar daha az ise mutlu, sağlıklı oluruz. Tersine yaşamımızda olumsuzluklar daha fazla ise mutsuz ve sağlıksız olma olasılığımız daha fazladır.
Mutlu musunuz, mutsuz mu?
Aşağıdaki gruplardan hangisi size daha uyumlu?
a- Neşe, kahkaha, güzel iştah, hoşsohbet, iltifat alma, derin dinlendirici uyku, güzel rüyalar, kucaklaşacak-sarılacak dostlar, akrabalar veya eş-sevgili, düzenli ye sağlıklı zevk alınan cinsel yaşam, lezzetli yemekler, yeterince boş zamana sahip olmak, yılda iki kez keyifli tatil imkânı.
b- Psikolojik veya fiziksel baskıya maruz kalma, uykusuzluk, kötü beslenme, olmayan veya sağlıksız cinsel yaşam, sıkıntıları paylaşacak dostların olmayışı, aşırı tembellik ve hareketsizlik, geçim sıkıntısı, doğal afetlere maruz kalma, karşılıksız aşk, mutsuz iş ortamı, hakarete uğrama.
Aslında huzur hepimizin sürekli arayış içerisinde olduğu, istediği bir kavram. Özellikle büyük şehrin stresli yaşantısında insanlar o kadar dışa dönük yaşıyorlar ki kendi özlerini, iç dünyalarını unutuyorlar. Sonunda ise ortaya hep arayış içerisindeki yorgun ve hasta insanlar çıkıyor. Yapılan bazı araştırmalarda birbirlerini seven kişilerin birbirlerini okşamasının veya sarılmasının vücutta pek çok olumsuzluğu dengelediğini ve bu kişilerin kendilerini daha iyi hissetmelerini sağladığı saptanmış.
Bu konuda belki de hayvanlar bizden daha ileriler. Özellikle at, kedi, köpek, muhabbet-kuşu gibi insana yakın hayvanlar konuşmayı bilmedikleri halde çıkardıkları seslerle veya hareketlerle sevgi isteklerini ve okşanma taleplerini bize iletirler. Hangi insanoğlu sevgiyle kendisine yaklaşan sevimli bir canlıyı reddedebilir ki? Bir köpeği okşamaya başladığınız zaman hemen size sevgi dolu gözlerle bakacaktır veya bir kediye sevgi gösterdiğiniz zaman hemen gevşeyip mırıldanmaya başlayacaktır.
Aslında sadece hayvanlar âleminde değil, bitkiler âleminde bile sevgiyle iletişim çok önemlidir. Bugün çiçek yetiştiren pek çok kişi bilir ki çiçekleri sevgiyle, özenle iletişim kurarak sularsanız ve bakarsanız o çiçek daha sağlıklı büyür. Peki insan olarak biz bu gezegendeki canlılardan çok mu farklıyız? Aslında kesinlikle hayır. Fakat gittikçe aşırı maddeselleşen ve dışa dönük bir yaşam bizim kendi iç dünyamızın ihtiyaçlarını sürekli geri plana atmamıza neden oluyor.
Ama sonuç olarak kendi iç dünyasına yatırım yapmadan maddesel başarı elde eden insanlarda o parayı elde etse bile derin bir mutluluk ortaya çıkamıyor. Demek ki yaşam hem maddesel hedefler ve zevkler hem de iç ve manevi mutluluk dengesi üzerine kurulmalı.
HUZURUNUZU ARTIRMANIZ İÇİN BAZI ÖNERİLER.
1- Çocuklarınıza, anne ve babanıza, özel dostlarınıza ve sizi ruhen besleyen tüm yakınlarınıza daha çok zaman ayırın. Hiç zamanım yok daha sonra ararım bahanesinin ardına saklanmayın.
2- Çevrenizdeki hak ettiğini düşündüğünüz insanlara daha çok iltifat edin ve onları size karşı motive edin.
3- Gün içerisinde çok bunaldığınız dönemlerde hiç olmazsa kısa bir süre için bir mola verin ve içe dönün. Unutmayın, bazen kötü giden bir maçta alınacak bir mola sonrası maçın gidişi değişebilir. Kişinin biriken stresini atması için belli aralıklarla kendi özüyle temas kurması çok önemlidir.
Bu sizin inancınıza veya sosyal yapınıza göre meditasyon, Reiki, evrensel enerji, dini ritüeller gibi çok çeşitli yöntemler olabilir. Burada önemli olan sizin içe dönmeniz, dikkatinizin dış dünyadan kendi benliğinize dönmesidir. Bu dönemleri adeta şarjı bitmek üzere olan cep telefonunuzu tekrar şarja takma olarak görün. Unutmayın, nasıl ki cep telefonunuzu şarj etmeden kullanamıyorsanız, kendinizi de sürekli dışa dönük ve enerji harcar bir halde kullanamazsınız.
4- Eğer bu yöntemlerden hiçbirini uygulamıyorsanız veya herhangi bir inanışa sahip değilseniz, o zaman kendinize bir 10 dakika ayırın, sessizce içe dönüp gözlerinizi kapayarak, burundan nefes alıp ağızdan yavaşça vererek tüm kaslarınızın yukarıdan aşağıya doğru gevşediğini hissedin. Bu esnada kendinizi, huzur bulacağınız bir anın veya olayın içinde hayal edin.
Örneğin; güneş batmakta iken siz ayaklarınızı deniz kenarında dalgalara vermiş, keyifle oturuyorsunuz ve yüzünüze denizden ılık bir meltem esiyor veya bir şelalenin kenarındasınız, yemyeşil ağaçlar çevrenizde ve öten kuş sesleri suyun sesine karışıyor... Sadece sizi çok mutlu edeceğini düşündüğünüz huzur dolu bir anı imgeleyin, o anın içerisine kendinizi koyun ve içinizde olumlu ve ılık bir enerjinin aktığını hissetmeye çalışın.
5- Sarı Kantaron hapları (St. John's Wort) çok sıkıntılı ve yoğun kış aylarında ruhsal olarak kendinizi daha iyi hissetmenize yardımcı olabilir. Doktorunuza danışarak kullanabilirsiniz. Ayrıca valerian, melisa,jentiyan, şerbetçiotu gibi rahatlatıcı bitkilerin ve çayların da sıkıntınızı azaltmaya ve huzur bulmanıza yardımı olabilir.
6- İnsanı uyaran korku filmleri, aşırı acı, koyu kahve, çok ağır yiyecekler, sinirleri tırmandıran gereksiz tartışma ve kavgalardan ise mümkün olduğunca kaçının. Unutmayın sürekli sinir harplerinden ve kavgalardan kazanan çıkmaz, her iki tarafın da sinir sistemi zarar görür ve huzur ortamdan uzaklaşır.
7- güneşli ve karanlık günler de insanın kendini daha depresif hissetmesini sağlayabilir. Fırsat buldukça sık sık güneş ışığı almaya çalışın ve aydınlık ortamları tercih edin.
Dr. Ender SARAÇ